Blog
Homosistein Nedir?
Homosistein dışarıdan gıdalarla alımı mümkün olmayan vücudun METİLASYON ile ürettiği kükürtlü(sülfür) bir aminoasittir. Bu aminoasit yine kükürtlü bir aminoasit olan ve vücutta her türlü protein sentezinin kilit adamı olan metiyoninden elde edilir. Yazımızın devamında sizlere homosistein nedir, yükselmesine ne sebep olur gibi başlıklarla bilgi edinmenizi sağladık. Daha detaylı öğrenmek istediğiniz bir konu varsa bize iletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Aynı şekilde daha fazla içerik için diğer yazılarımıza göz atabilirsiniz.
Homosistein Nedir?
Metiyonin bazı istisnalar hariç ezici çoğunlukla pek çok organizmada hayatın başlangıcı olarak kabul edilir. Ribozomlar DNA dan mesajcı RNA’lar ile gen okuyarak protein sentezleme işlemi yapar. Bu okuma işleminin başlangıcını yapan Metiyonin’i kodlayan ve 3 bazdan oluşan AUG kodonunun kendisidir.
Bu şekilde Homosisteinin önemi de burada kendini gösterir. Çünkü homosistein metiyoninden üretildiği gibi geri metiyonine de dönüşür ve Metiyonin için bir hammadde niteliğindedir. Yüksek Homosistein seviyesi metiyoninin de azlığı anlamına gelebildiğinden bu durum pek çok hastalıkla sonuçlanabilir. Aynı şekilde kanda değeri ölçülebilen bir kan değeri olan homosisteinin yüksekliği veya aşırı düşüklüğü durumunda;
- Dolaşımsal Bozukluklar ve Kalp Damar sağlığı Bozukluğu
- Otoimmün Bozukluklar
- Bilişsel Bozukluklar ve Hiperaktivite
- Nöroloik Bozukluklar
- Hormonal Dengesizlikler(Cinsiyet hormonları, büyüme hormonu, uyku hormonu…)
- Zayıflamış Bağışıklık Sistemi
Gibi sistemlerin işleyişinde ciddi aksaklıklar yaşar. Homosistein konsantrasyonu yaş arttıkça aynı oranda yükseldiği için; kardiyovasküler hastalıklar için önemli düzeyde risk faktörü olur.
Homosistein Değeri Kaç Olmalı?
Bu kadar hastalık ile ilgisi olabilecek iken; pek çok kez homosistein yüksekliği en son akla gelen ve çok geç fark edilen bir kan değeridir. Homosistein seviyesinin 8 μmol/L seviyesinin altında olması istese de bazı fonksiyonel tıp hekimlerince 7 μmol/L üzerinde olması metilasyonun yavaşladığına işaret ettiği için bu aşamalarda bile metilasyon donörlerinden yardım alarak bu değer 7 μmol/L nin altında tutulmaya çalışır. Yine de bütün metilasyon aşamalarında kavşak niteliğinde olan bu metabolik faliyetler karmaşasında her hasta bireysel olarak homosistein seviyelerini kendi klinik bulgularına göre takip ettirmelidir.
Kan homosistein düzeyinin artması, kan basıncının artmasına, damar tıkanıklarına ve kanın pıhtılaşma riskinde artışa sebep olur.
Homosistein düzeyinin hafif düzeyde artması bile bu tıkayıcı mekanizmaları uyarır. Örneğin iki randomize plasebo kontrollü çalışmada yüksek ve artmış kan basıncına sahip hastalara metil donörleri olan vitamin ve mineral takviyeleri desteği verir. Böylelikle homosistein seviyeleri düşmüş kan basınçları da normal seviyelere gelir.
Durum böyle olmasına rağmen, hipertansiyon, damar tıkanıklıkları vb dolaşım problemlerinde akla ilk gelen hala kolesterol yüksekliği olur. Ancak vücuda asıl zarar veren kolesterol değil kolesterolün “oksitlenmesidir”. İşte bu oksitlenmenin nedeni de yine metilasyon basamaklarıyla üretilen ve vücuttan serbest radikalleri temzileme görevi yapan antioksidan üretimerinde yaşanan aksaklıklardır.
Örneğin son dönemlerde serumundan kremine; yaşam iksiri olarak sunan Glutatyon’da, uyku hormonu olarak bilinen ve serotoninden üretilen dünyadaki ilk antioksidan olan Melatonin’de aslında bu antioksidanlardan en ünlüleridir. Yeri gelmişken söyleyelim; Glutatyon sadece hücre içinde üretilir dışarıdan alınan glutatyon hücre içine girerken GGT(Gama glutamil Transferaz) sayesinde parçalanarak geçer, bu nedenle ağızdan burundan veya kandan glutatyon alımı yerine metil donörleri alarak glutatyon yapımına katkı sunmak daha anlamlıdır.
Homosisteini Yükselten Sebepler Nelerdir?
Öncelikle belirtmeliyiz ki endüstri dünyasında pek çok değişken homosistein metilasyonunu bozar. Metilasyon döngülerinde pek çok şey birbirine bağlıdır. Ancak günümüzde toksinler kadar tehlikeli olan şey metil donörlerinin eksikliğidir. Çünkü vücudumuz 100 yıl öncesine göre bile inanılmaz yüksek miktarda toksini ekarte etmede metil donörlerini kullanır.
Direkt homosistein metabolizması üzerinden olmasa bile indirekt olarak. Başta Magnezyum, çinko, B2, B6, B12, B1, Vit C, Demir,Manganez, molibden, bakır ve selenyum gibi mikro besinler metilasyona katkı sunarak homosistein düzeylerinde iyileşmeler sağlar.
Metilasyonu bozan başlıkları metilasyon ile ilgili yazımızdan tek tek inceleyebilirsiniz.
Homosistein Aktif Folat Eksikliği
Folik asidin metillenmesi metilasyon yolaklarının 4 tanesinden bir tanesidir ve folat döngüsü olarak bilinir. Folik asit diyette yeşilliklerle sıklıkla aldığımız ve taze yeşillik tüketenlerin ek olarak alması gerekmeyen bir vitamindir. Ancak durum bu vitaminin aktifleşir ve bir metilasyon donörü yani metil verici haline gelmiş MTHF(metiltetrahidrofolat) formu için öyle değildir. Dolayısıyla günümüzde bu aktif kofaktörün eksikliği çok ciddi boyuta ulaşmıştır. İlaç kullanımı, vücutta biriken toksinler, asidite, genetik mutasyonlar ve riboflavin ve tiamin eksiklikleri folat eksikliği yaratır. Tiamin eksikliği de örneğin B1 vitamini eksikliği, iştahsızlık, şiddetli yorgunluk ve kilo kaybına neden olur.
Enzim Mutasyonları
Genetik enzim yetersizliği veya mutasyon – Örneğin MTHFR enzimi gen mutasyonu-MTHFR, 5,10 metilentetrahidrofolat’ı 5-metil tetrahidrofolat’a katalize eder. Böylece homosisteinin metiyonine remetilasyonu için gerekli olan folatın aktif formu meydana gelir.
Aktif B6 Eksikliği
B6 vitamini PRİDOKSİN olarak bilinir. Bu form bu vitaminin bitkisel kaynağıdır ancak bu formun vücutta direk olarak kullanıldığı herhangi bir süreç bulunmaz. Bu formun ATP harcanarak fosfatlanıp koenzim formuna yani P5P(Pridoksal 5-Fosfat) ye metillenmesi gerekir ki kullanılsın. Hayvansal kaynaklardan pridoksal olarak alabildiğimiz bu vitamin de pridoksin kinaz enzimi sayesinde konenzim formuna dönüşür. Bu dönüşüm için 1 molekül ATP ve su kullanır.
Aktif B12 Eksikliği
B12 vitamini homosistein yüksekliğinde sıklıkla reçete edilen bir vitamindir. Benzer şekilde pek çok farklı formu vardır. Her biri neredeyse birbirinin aynısıdır. Çünkü korrin halkası ile çevrili bir kobalt iyonu içerir. Sonuç olarak her birinin kobalt iyonuna bağlı farklı bir molekülü vardır. Metilkobalamin bir metil grubu içerirken, siyanokobalamin bir siyanür molekülü içerir. Metil formu doğada bulunabilirken, maalesef ülkemizde ilk reçete edilen siyanokobalamin doğada doğal olarak bulunmaz. Çünkü siyanokobalaminin kan B12 seviyelerini daha fazla arttırdığını söyler. Fakat bu durumun hücreler tarafından bu formunun daha yavaş kullanımından kaynaklandığı çoğu hekim tarafından kabul görür.
Homosistein Betain (Trimetilglisin) Eksikliği
Betain, Betain- Homosistein Metil Transferaz(BHMT) enzimi sayesinde homosisteini direkt olarak metiyonine çevirir. Bu şekilde çinko ile beraber alındığında Betain desteklerinin homosisteini düşürmede etkisi çok yüksektir. Dolayısıyla yüksek doz betain(6g/gün) desteğinin etkisi %20 dir. Ama yüksek doz betain serum lipid konsantrasyonlarını olumsuz etkiler, kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir. Bu durum trans homosisteini kısa yoldan azalttığından mı, yoksa hipermetiyoninemiye mi bağlı olmaktadır, henüz bilinmiyor.
Aktif B2 Eksikliği
Riboflavin vücutta pek çok metilasyon basamağında kofaktör olarak kullanır. Ayrıca B6 nın aktifleşmesinde kofaktör olarak kullanıldığını belirtmiştik. Aşağıda B2 (Riboflavin) vitaminin pek çok başlıkta vücutta düzenlediği süreçleri inceleyebilirsiniz.
Hemosistein Tedavisi
Homosistein düzeyini normal sınırlarda tutmak için alınacak önlemler ve uygulanacak tedaviye uyum sizin elinizdedir. Ayrıca yapılacak ilk adım yükselme sebebini anlamaktan geçer. Bu şekilde vücudun ihtiyaçlarına göre metil verici vitamin ve minerallerin desteği yapılarak sisteine dönüştürür. Sisteine dönüşen homosistein glutatyon, metallotionein ve krebs döngüsüne girerek enerjiye dönüşür. Bu tedaviler yapılırken hipermetilasyona neden olmaması için metiyonin kısıtlı diyetler vermekte geçtiğimiz yüzyılın tedavi metodları arasında kabul görmüştür.